26 Şubat 2026 Perşembe

İLK GAZETE: RELATION ALLER FÜRNEMMEN UN GEDENCKWÜRDIGEN HISTORIEN

 Süleyman İrvan

Basın tarihine ilişkin kaynaklarda, matbaada basılan ilk gazete olarak Relation aller Fürnemmen un gedenckwürdigen Historien ((Collection of all distinguished and commemorable news) gazetesi gösterilir. Bu gazete ismini Türkçeye, “Tüm önemli ve unutulmaz haberlerin derlemesi” şeklinde çevirebiliriz.

Gazetenin sahibi olan Johan Carolus, Fransa sınırları içinde olmasına rağmen Kutsal Roma İmparatorluğu’na bağlı Strazburg şehrinde yaşayan bir kitapçıdır. Carolus, 1605 yılına kadar, haber mektubu üreticilerinden satın aldığı haber mektuplarını el yazısı ile çoğaltarak zengin müşterilerine gönderiyordu. 1605 yılında, ölen bir matbaacının varislerinden matbaa makinesini satın aldığını ve bu matbaada, ilk gazete kabul edilen Relation’ı basmaya başladığını, Strazburg Şehir Meclisi’ne yazdığı bir mektuptan öğreniyoruz.  Carolus’un yazdığı mektuptan, gazeteyi 1605 yılında yayımlamaya başladığını ve Şehir Meclisi’nden şehirde gazete basma ayrıcalığının sadece kendisine verilmesini talep ettiğini anlıyoruz:

“Kararlı, Soylu, Onuru Sarsılmaz, İhtiyatlı, Erdemli, Bilge ve Merhametli Efendiler, Haftalık güvenilir haberleri kendim topladığımdan bu yana, bunlar için yıllık olarak harcamak zorunda olduğum masrafların bir miktar telafisi için, bu haberleri, şimdiye kadar her hafta belirli bir yıllık ücret karşılığında bazı beyefendilere ilettim. Ancak el yazısıyla kopyalama işi yavaş ilerlediğinden ve bununla çok zaman harcanması gerektiğinden ve ben bir süre önce merhum Tobias Jobin'in varislerinden matbaayı ve ekipmanlarını satın almış olduğumdan, bunları azımsanmayacak masraflarla evime kurmuş olduğumdan, şimdi on ikinci kez olmak üzere, her seferinde kalıpları kasalardan dizmek zorunda olduğum için, sırf zaman kazanmak adına kendi matbaamda bunları dizdirip, bastırdım. Şimdi buradaki diğer matbaacıların da bu işe kalkışmasından endişe etmekteyim.”

Johan Carolus’un ayrıcalık talebi kabul edilmediyse de, bu başvuru, gazetenin ilk kez 1605 yılında basıldığını kanıtlayan belge oldu. Çünkü gazetenin 1609 yılından önceki hiçbir sayısına ilişkin arşivlerde bilgi bulunmuyor. Basın tarihi kaynaklarında görseli kullanılan gazete 1609 tarihli ve ilk sayfasında şunlar yazılı:

“Yukarı ve Aşağı Almanya'da, ayrıca Fransa, İtalya, İskoçya ve İngiltere'de, İspanya, Macaristan, Polonya, Erdel (Transilvanya), Eflak, Boğdan, Türkiye’de (Osmanlı) 1609 yılı içerisinde gerçekleşen tüm seçkin ve anılmaya değer olaylara ilişkin haberleri en doğru şekilde, onları nasıl almışsam aynı şekilde basmak istiyorum.”

Johan Carolus’un, ilk gazetenin sahibi olarak kabul edilmesinin birkaç nedeni var.  Birincisi, matbaada gazete basan ilk kişi olarak kabul edilmektedir. İkincisi, gazeteyi düzenli yayın aralıklarında basmıştır. Strazburg Şehir Meclisi’ne yazdığı mektuptan, gazeteyi haftalık olarak bastığını anlıyoruz.

Heidelberg Üniversitesi Kütüphanesi’nde gazetenin 1609 yılına ait sayılarının arşivi bulunmaktadır. 

İkinci gazete: Avisa Relation oder Zeitung

Relation gazetesinin ardından gelen ikinci gazete, 1609 yılında yayımlanmaya başlayan Avisa Relation oder Zeitung (Haber Bülteni) gazetesidir. Gazetenin sahibi Lucas Schulte isimli bir Alman’dır ve bu gazete de Kutsal Roma İmparatorluğu’na bağlı Wolfenbüttel şehrinde yayımlanmıştır. İlk baskısının tarihi 15 Ocak olarak gözükmektedir.  Gazetenin kapağında şunlar yazılıdır:

“Almanya ve İtalya'da, İspanya, Hollanda, İngiltere, Fransa, Macaristan, Avusturya, İsveç, Polonya ve tüm eyaletlerde, Doğu ve Batı Hint Adaları'nda 15 Ocak tarihine kadar gerçekleşen olaylara ilişkin tüm haberler. 1609 yılında basılmıştır.”

7 Şubat 2026 Cumartesi

YEREL MEDYA HALK ODAKLI GAZETECİLİĞE YÖNELMEK ZORUNDA

Süleyman İrvan

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde verdiğim Yerel Gazetecilik dersimde yerel medyanın sorunlarına da değiniyor ve alternatif çözüm arayışlardan söz ediyorum.

Bu yazıda, yerel medyada çalışan gazetecilerin otoritelerin sözcüsü konumundaki demeç gazeteciliği anlayışından vazgeçerek  halka odaklı gazeteciliğe yönelmesinin gerekli olduğunu bir örnek üzerinden anlatmayaçalışacağım.


Yerel medyada halktan kopuk gazetecilik anlayışı egemen

Yerel gazetelerin tirajlarının çok düşük olmasının bir nedeni,  halktan kopuk bir gazetecilik anlayışını benimsemeleridir. Sıradan insanların sorunları ya da sevinçleri bu gazetelerde neredeyse hiç yoktur. Yerel gazetelerin en önemli haber kaynakları belediye, valilik, emniyet, partilerin il yönetimleri vb. kuruluşlardır. Gazeteler genelde tek kaynaklı, tek yönlü (yöneticilerden halka) haberlerle doludur. Yerel basın büyük ölçüde demeç gazeteciliği yapmakta; belediyeler ile resmi ve özel kuruluşların halkla ilişkiler bülteni gibi çıkmaktadırlar.

Yerel medya halktan kopuk yayıncılık anlayışıyla hareket etmesinin kökeninde belki de Osmanlı döneminde başlatılan vilayet gazeteciliği anlayışı var. Basın tarihinden de bildiğimiz gibi, Osmanlı yönetimi 1864 yılında eyalet sisteminden vilayet sistemine geçme kararı alınca, her vilayete birer matbaa kurulmuş, ayrıca her vilayette bir vilayet gazetesi çıkarılması da kararlaştırılmış. Türkiye’de yerel gazeteciliğin temellerini oluşturan bu gazeteler “devlet gazeteciliği” anlayışıyla yayın yapmışlar. Adından da anlaşılacağı gibi, gazeteler halkın değil devletin sesi olmuşlar, yöneticilerin açıklamalarına dayalı, yukarıdan aşağıya gazetecilik anlayışıyla hareket etmişler.

Bugün de yerel medya büyük ölçüde bu şekilde bir habercilik yapmaya devam ediyor. Yerel gazetelere bakarsanız, valiliklerin, belediyelerin açıklamalarına dayalı bir demeç gazeteciliği anlayışının egemen olduğunu görürsünüz. Bu gazetelerde halk kendisini, kendi sorunlarını, kendi çözüm önerilerini görememektedir.   

Halk odaklı gazetecilik gerekiyor

Yerel medyanın toplumdan hak ettiği desteği alabilmesi için demeç gazeteciliği anlayışını terk ederek halk odaklı gazetecilik anlayışına yönelmesi gerekiyor. Bunun ne anlama geldiğini de ekli görselde anlatmaya çalıştım.

Köylülere neden sormadınız?

Şimdi gelelim bu yazıyı yazma nedenime. Ben Bolu’nun Çobankaya Köyü’nde dünyaya geldim. Çocukluğum o köyde geçti, ilkokulu o köyde okudum. Köye yılda birkaç kez giderim. Yani o köyle ilgili her haber benim için önemlidir.

Köyle ilgili ilk haber müjde şeklinde 14 Ekim 2025 tarihinde Bolu Nabız gazetesinde yayımlandı. “BOLU’DA ÜÇ KÖYE TURİZM YATIRIMI GELİYOR!” başlığını taşıyan habere göre, Bolu İl Genel Meclisi toplanmış ve Çobankaya dahil 3 köyde turizm amaçlı imar planı değişikliği yapılması önerisi oy birliğiyle İmar Komisyonu’na havale edilmiş. Havva Akça imzalı bu haberi diğer yerel haber siteleri de alıntılamış.

13 Kasım 2025’te ikinci haber yayımlanmış. Yine Bolu Nabız ve yine Havva Akça imzalı. “BOLU’NUN O KÖYÜNE TURİZM TESİSİ KURULUYOR…” başlıklı haberde İmar Komisyonu’ndan gelen imar planı değişikliğinin İl Genel Meclisi toplantısında oy birliği ile kabul edildiği ve böylece Çobankaya Köyü’nde apart otel ve turizm tesisi yatırımlarının önünün açılmış olduğu ilan ediliyor. Bu haber de birçok haber sitesinde alıntılanmış. Yalnız muhabir arkadaş, bu köy neresiymiş, gideyim bir iki fotoğraf çekeyim dememiş, peki ne yapmış, muhtemelen Gölcük’e ait bir görseli haberine yerleştirivermiş. Fotoğrafı görünce imrenmedim değil doğrusu! Ama Çobankaya da çok güzel bir köydür. Yukarıda yer alan fotoğrafta da görüldüğü gibi.

17 Kasım 2025’te bu kez Bolu Olay isimli haber sitesinde Sibel Akan Sağlam imzalı bir müjde haberi yayımlanmış. Haberin başlığında “Bolu’da gözler Çobankaya Köyü’ne çevrildi…deniyor ama haberde kullanılan görsellerin Çobankaya ile ilişkisi yok. Bolu Merkez’de Çobankaya Köyü’ne gitmek sadece 20 dakika ama demek ki gerek görmemişler, gidip 2 kare fotoğraf çekelim, köylülere de bu müjdeli haberi verelim dememişler!

Aradan birkaç ay geçiyor, bu arada imar planı değişikliği askıya çıkıyor ve köylüler plan değişikliğine itiraz ediyor. Bu yöndeki ilk haber 2 Şubat’ta Bolu Takip isimli haber sitesinde yayımlandı. Habere göre, köy muhtarı köylülerden imza toplayarak alınan karara itiraz etmişti. Haberde yok ama muhtarın ismi Orhan Sait, isteyen muhabire telefonunu da iletebilirim.

Son haber 6 Şubat’ta Bolu Nabız’da yayımlandı. Yine aynı muhabir, Havva Akça, imzalı haber, “KÖYLÜLERİN İTİRAZI SONUÇ VERDİ: ÇOBANKAYA’DAKİ TURİZM PLANI İPTAL” başlığını taşıyor. Haberde aktarılana göre, İl Genel Meclisi Başkanı Ekrem Çetinkaya, imar değişikliğini iptal gerekçesini şöyle açıklamış: “Sonuç olarak biz itirazı kabul ettik. Çobankaya turizm tesisi planıyla ilgili meclis kararını komisyon kararıyla iptal ediyoruz. 80 köylünün imzası ve burada yazılan gerekçelerle iki köyün hemen sınırında olması, köyün yerleşik alanının içinde olması bizi bu kararı vermeye etkileyen faktörler oldu.”

Medya halkın sesi olmalıdır

Sonuç olarak, yerel medyada çalışan gazeteciler sadece yerel otoritelerin sesi olmayı bırakıp halk odaklı gazeteciliğe yönelirlerse bu tür sorunlar daha hızlı ve kolay çözülür. İl Genel Meclisleri de köylülere sormadan köylerin gelecekleri hakkında karar üretmekten vazgeçerler. The Post filminde de vurgulandığı gibi, BASIN YÖNETENLERE DEĞİL YÖNETİLENLERE HİZMET ETMELİDİR. 


SANSÜR YASASI OLARAK ADLANDIRILAN TCK 217/A'DAN ETKİLENEN GAZETECİ SAYISI GİDEREK ARTIYOR

Süleyman İrvan 13 Ekim 2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan “ Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ” isim...