Süleyman İrvan
Türkiye’de sosyal medya alanına yönelik yeni bir yasal düzenleme hazırlığı kamuoyunda yeni bir tartışmayı başlatacak görünüyor. Düzenleme ile anonim hesapların yasaklanacağı ve kullanıcıların kimlik doğrulamasına tabi tutulacağı yönündeki açıklamalar, düzenlemenin ifade özgürlüğü, dijital mahremiyet ve kamusal tartışma kültürü üzerindeki olası olumsuz etkilerini de değerlendirmemizi gerektiriyor.
İstanbul
Cumhuriyet Başsavcısı iken 11 Şubat 2026 tarihinde Adalet Bakanlığı’na atanan
Akın Gürlek, 14 Şubat’ta A Haber’e verdiği ilk röportajda sosyal medya
düzenlemesine ilişkin bir yasa çalışmasının sürdüğünü belirtmiş; sosyal medyada
yorum ya da paylaşım yapan kişilerin kimliklerinin doğrulanması gerektiğini
ifade etmişti: “Sosyal medya ile ilgili bildiğim
kadarıyla bir yasa çalışması var. Sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa, bir
yazı yayımlayacaksa kesinlikle kimliği belli olacak. Kimliği doğrulanmadan,
sahte hesapla veya yurtdışından bir fake hesapla bunu yapmayacak. Biliyoruz,
itibar suikastları oluyor, herkes itibar suikastına uğruyor. Yargılamayı
etkilemeye çalışıyorlar. Bunlar yanlış. Eğer sosyal medyada şahıs bir açıklama
yapıyorsa, bir hedef gösteriyorsa o kişinin kimliği belli olduğu için artık
onun da cezai sorumluluğu başlayacak. Bu konuda sosyal medyayla ilgili yasa
çalışmasına önem veriyorum.” (1.12.00 dakika sonrası)
20 Şubat’ta
Hürriyet’ten Hande Fırat’a konuşan ve 26 Şubat’ta da NTV yayınına katılan
Adalet Bakanı Akın Gürlek, anonim ve sahte hesapların belirli bir geçiş süreci
sonunda kapatılacağını, düzenlemenin 12. Yargı Paketi kapsamında ele alındığını
dile getirdi.
Reform mu
sansür girişimi mi?
Anonim sosyal
medya hesaplarıyla ilgili düzenlemeyi savunan görüşler, dijital kamusal alanın
daha güvenli ve hesap verebilir hale getirilmesi gerektiğini vurguluyorlar.
Hürriyet
gazetesinde Fulya Soybaş, 27 Şubat 2026 tarihli ve “Sosyal medya düzenlemesi
yolda... Anonim hesaplar kapanacak mı” başlıklı yazısında bu düzenlemeyi gündemine aldı ve avukat
Mustafa Zafer ile SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan’ın görüşlerini
aktardı. Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Derneği (SODİMER)
Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, çalışmaları süren düzenlemeyi, dijital
kamusal alanın daha güvenli ve hesap verebilir bir zemine taşınması açısından
“reform niteliğinde” olduğunu savundu. Eraslan, “Dijital mecralarda anonim
hesaplar üzerinden işlenen hakaret, tehdit ve istismar suçlarının takibi
kolaylaşacak. ‘Anonimlik’ zırhına saklanarak yürütülen organize, dezenformasyon
faaliyetleri caydırılacak. Siber zorbalıkla mücadelede etkinlik artacak.
Dijital vatandaşlık bilinci ve kişisel sorumluluk kültürü güçlenecektir” dedi.
Yasaklama
sonrasında bu iddia edilen sonuçlar alınacak mı bilemem ancak anonim hesapların
yasaklanması gibi sosyal medya düzenlemelerini ifade özgürlüğü açısından da
değerlendirmek zorundayız.
Gerçekten de
anonimlik, hukuka aykırı içerik üretimini kolaylaştıran bir zemin
oluşturabilmektedir. Kimliğin gizli olması, bazı kullanıcılar açısından cezai
yaptırım riskini düşürmekte ve bu durum saldırgan davranışları teşvik
edebilmektedir. Bu nedenle düzenlemenin güvenlik perspektifi tamamen temelsiz
değildir.
Ancak meseleyi
yalnızca güvenlik boyutuyla ele almak doğru değildir.
Birleşmiş
Milletler kararı yok sayılıyor
Anonim hesaplar
meselesini yalnızca ulusal hukuk bağlamında değil, uluslararası insan hakları
hukuku çerçevesinde de değerlendirmek gerekir. Birleşmiş Milletler Genel
Kurulu’nun 19 Aralık 2023 tarihli “Dijital teknolojiler bağlamında insan
haklarının teşviki ve korunması” başlıklı kararında anonimlik ve güçlü şifreleme araçları,
dijital çağda insan haklarının kullanımı açısından önemli araçlar olarak
tanımlanmıştır.
Kararın ilgili
bölümleri şöyledir:
“Dijital çağda,
güçlü şifreleme, takma ad kullanımı ve anonimlik gibi önlemler de dahil olmak
üzere, dijital iletişim ve işlemlerin güvenliğini ve gizliliğini sağlamak için
teknik çözümlerin, insan haklarının, özellikle de mahremiyet hakkı, düşünce ve
ifade özgürlüğü ile barışçıl toplanma ve dernek kurma özgürlüğü haklarının
kullanılması için önemli olduğunu vurgulayarak ve üye devletlerin bu tür
önlemleri teşvik etmeleri ve internet korsanlığı gibi yasadışı veya keyfi
gözetim tekniklerini kullanmaktan kaçınmaları gerektiğini kabul ederek,
……
15) Üye
Devletleri, şifreleme ve anonimlik araçları gibi teknolojilerin kullanımına
müdahale etmekten ve internet korsanlığı (hackleme) dahil olmak üzere yasadışı
veya keyfi gözetim teknikleri kullanmaktan kaçınmaya çağırır.”
Anonim
hesapların tümüyle yasaklanması yönündeki bir düzenleme, Türkiye’nin taraf
olduğu uluslararası insan hakları standartlarıyla ne ölçüde uyumlu olacaktır?
Bu soru, düzenlemenin yaratacağı sorunların ciddi biçimde tartışılmasını
gerektirmektedir.
Anonimlik:
Ne kadar yaygın ne kadar sorunlu?
Anonim
hesapların en görünür olduğu platformlardan biri X’tir. 2025 yılında Türkiye’de
yaklaşık 18,5 milyon kullanıcısı olduğu ifade edilen platformda anonim
hesapların sayısına ilişkin net bir veri bulunmamaktadır. Ancak geçmiş yıllarda
platforma yönelik erişim engellemeleri ve içerik kaldırma talepleri göz önüne alındığında,
anonim hesap kullanımın Türkiye’de küresel ortalamanın üzerinde olduğu tahmin
edilebilir. Örneğin sadece 2024 yılında 17 bin X hesabının erişime engellendiği
ifade edilmişti.
2023 yılında
dönemin İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, X platformundaki hesapların yaklaşık
yüzde 26’sının bot hesap olduğunu açıklamıştı. Bot hesaplar ile anonim gerçek
kullanıcı hesapları aynı kategoriye girmez; ancak kamuoyundaki tartışmalarda
çoğu zaman bu iki kavram birbiriyle karıştırılmaktadır.
Yasağın
olumlu ve olumsuz yönleri
Anonim
hesapların yasaklanmasının muhtemel sonuçlarını olumlu ve olumsuz olmak üzere iki
başlık altında değerlendirmek mümkündür.
Anonim
hesapların yasaklanmasının hakaret, tehdit, nefret söylemi içeren paylaşımları
azaltacağını öngörebiliriz. Kişiler gerçek isimleriyle paylaşım
yapacaklarından, açıkça suç oluşturan paylaşımlardan uzak durmaya
çalışacaklardır. Çünkü bu tür
paylaşımları yapanların tespiti kolaylaşacaktır. Herhalde beklenen fayda budur.
Ancak daha
kritik olan husus, yasağın ifade özgürlüğü üzerindeki caydırıcı etkisi
olacaktır. Anonim kalma isteği, özellikle Türkiye gibi demokratik gerileme
yaşayan ya da siyasal kutuplaşmanın yoğun olduğu toplumlarda, bireyler için bir
“koruyucu zırh” işlevi görebilmektedir. Anonim hesaplar yasaklandığı takdirde
muhalif görüşlere sahip bireyler, yaptırım korkusuyla susmayı tercih
edebilirler. Kamu yararı taşıyan yolsuzluk, taciz, hukuka aykırı uygulamalar
gibi konularda ifşa ve ihbar mekanizmaları zayıflayabilir. Ve elbette otosansür
yaygınlaşabilir.
“Caydırıcı
etki” kavramı, doğrudan yasak olmasa bile bireylerin potansiyel yaptırım
korkusuyla kendilerini sansürlemelerini ifade eder. Anonim hesapların tamamen
yasaklanması, bu etkiyi güçlendirme riski taşımaktadır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder