Süleyman
İrvan
Türkiye Büyük
Millet Meclisi’ne 22 Mayıs 2026 tarihinde sunulan 113 sayılı Torba Yasa’da
gazeteciliği doğrudan ilgilendiren bir düzenleme de var. Torba Yasa’nın 8.
Maddesi ile 195 Sayılı Basın İlan Kurumu Kanunu’nun 49. Maddesi yeniden
düzenleniyor. Bu düzenlemeyle, Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğüne aykırı bulduğu Basın
Ahlak Esasları, bu kez ‘Basın Yayın İlkeleri’ adıyla yasalaştırılmak
isteniyor.”
Bu madde
kapsamında medya kuruluşları, Basın Ahlak Esasları’na aykırılık iddiasıyla
resmi ilan yasaklarına çarptırılıyordu. Geçmişte bu cezalar çok tartışılmıştı
çünkü Basın İlan Kurumu genellikle Evrensel, Birgün, Cumhuriyet, Sözcü gibi eleştirel
gazeteleri cezalandırıyordu. Hatta ben 2021 yılında CİMER üzerinden bilgi
edinme başvurusu yaparak, Basın Ahlak Esasları’nı ihlâlden hangi medya
kuruluşlarına ne tür yaptırımlar uygulandığını sorduysam da net bir cevap
alamamıştım: “Resmi ilan yayınlama hakkını haiz gazetelerin muhtelif denetleme,
tetkik ve kontrolleri sonucu 2020 yılı içerisinde mevzuatla yükletilen şartları
ihlal etmeleri nedeniyle 231 günlük, Basın Ahlak Esaslarının ihlal edildiğinin
tespitine ilişkin olarak 572 gün olmak üzere toplam 803 günlük resmi ilan ve
reklam kesme müeyyidesi kararı alınmıştır.”
2022 yılında bu
kez de 2021 yılına ilişkin ayrıntılı bilgi talep etmiştim: “Kurumumuz Yönetim
Kurulu tarafından 2021 yılı içerisinde mevzuatla yükletilen şartları ihlâl
etmeleri nedeniyle 102 dosya kapsamında 418 gün, Basın Ahlak Esaslarının ihlal
edildiğinin tespitine ilişkin olarak 47 dosya kapsamında 221 gün olmak üzere
toplam 149 dosya kapsamında 639 günlük resmi ilan ve reklam kesme müeyyide
kararı verilirken Basın Ahlak Esasları kapsamında 27 dosyayla alakalı olarak
herhangi bir müeyyide uygulanmasına gerek olmadığı kararı alınmıştır.”
Anayasa
Mahkemesi ihlâl kararı vermişti
Cumhuriyet,
Sözcü, Birgün ve Evrensel gazetelerinin ayrı ayrı yaptıkları başvuruları
birleştiren Anayasa Mahkemesi, 10 Ağustos 2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan
kararında, Basın Ahlak Esasları’na dayanarak resmi ilan kesme cezası
kararlarının basın ve ifade özgürlüklerini ihlal ettiğine hükmetmiş,
düzenlemede yer alan ifadelerin muğlak olduğunu belirtmişti. Kararda yer alan
şu ifadeler oldukça önemlidir: “129 Sayılı BİK Genel Kurul kararının ilgili
bentlerinde suçlu olarak ilan etme, suça tahrik veya teşvik, şiddet ve terörü
özendirme ile terör örgütleri ile mücadeleyi etkisiz kılma, küçükleri ve
gençleri olumsuz etkileme, ahlaka aykırılık, eleştiri sınırlarını aşan
ifadeler, özel hayatın gizliliğini ihlal, haber içeriğini saptırma ve çelişki
yaratma kurallarının ne şekilde belirlendiğine, bu kuralların sınırının ne
olduğuna dair herhangi bir açıklama bulunmamaktadır.”
AYM kararının
yayımlandığı 10 Ağustos’ta bir açıklama yapan Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu,
“Olağanüstü gündemle toplanan ve AYM’nin kararını bu çerçevede değerlendiren
Yönetim Kurulumuz, TBMM tarafından 195 sayılı Kanunun 49. maddesinde değişiklik
yapılana kadar Basın Ahlak Esasları kapsamında yapılan başvuruları toplantı
gündemine almamaya karar vermiştir” demişti.
Etik ilkeler
yasa maddesi haline getiriliyor
Torba Yasa’da
yeniden düzenlenen 49. Madde şu şekilde:
"MADDE 49
- Bu Kanun ile belirlenmiş vasıf, ödev, yükümlülük ve basın yayın ilkeleri ile
bu Kanun hükümlerine istinaden Genel Kurul tarafından belirlenen sorumluluklara
riayet etmeyen resmî ilan ve reklam yayımlama hakkına sahip veya bekleme
süresinde olan gazete, dergi ve internet haber siteleri ile prodüktörler, kamu
idare ve teşekkülleri ve 42 nci maddede anılan sair müesseselerin veya bunların
iştiraklerinin sorumluları hakkında, diğer mevzuat hükümleri saklı kalmak
kaydıyla, bu madde kapsamında muamele yapılır.
Gazete, dergi
ve internet haber siteleri basın yayın ilkelerine riayet etmekle yükümlüdür. Bu
ilkelere aykırılık, ilgililerin şikâyeti üzerine veya Yönetim Kurulunca resen
incelenir. Basın yayın ilkeleri şunlardır:
a) Türkiye
Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle
bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı yayım yapılamaz.
b) Şiddet
kullanımını meşrulaştıran, şiddeti açıkça teşvik eden veya suç işlemeye
yönlendiren içeriklere yer verilemez.
c) Suçu,
suçluyu ve suç örgütlerini övücü, suç tekniklerini öğretici, örgütlü suçluluk
ile mücadeleyi etkisiz kılacak nitelikte yayım yapılamaz. Suç örgütlerinin
korkutucu ve yıldırıcı özelliklerini yansıtıcı nitelikte yayım yapılamaz.
ç)
Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin imali, ticareti ve kullanılmasıyla
mücadeleyi etkisiz kılacak yayım yapılamaz.
d)
Yayımlarda hiç kimse ırkı, dili, dini, mezhebi, milliyeti, rengi, cinsiyeti,
siyasal veya diğer düşünceleri, millî veya sosyal kökeni, doğum yeri, ekonomik
ve diğer toplumsal konumları sebebiyle kınanamaz ve aşağılanamaz. Vicdan,
düşünce ve anlatım özgürlüklerini hukuka aykırı şekilde sınırlayıcı, sarsıcı
veya incitici yayım yapılamaz. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik edecek yahut
toplumda nefret duyguları oluşturacak nitelikte yayım yapılamaz.
e) Özel
hayatın gizliliğine aykırı yayım yapılamaz. Kişi, kurum veya toplumsal gruplara
yönelik yayımlarda, kişinin, kurumun veya grubun onur, şeref ve saygınlığını
rencide edecek sözcükler kullanılamaz; hakaret edilemez, sövülemez, iftira ve
haksız isnatlarda bulunulamaz.
f) Toplumun
milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı
yayım yapılamaz.
g)
Çocukların ve gençlerin toplum içinde kişiliklerinin gelişmesini ve korunmasını
olumsuz etkileyecek veya onlara yönelik cinsel istismar ile cinsel taciz ve
şiddete özendirici yayım yapılamaz. Yayımlarda geleceklerinin olumsuz
etkilenmemesi amacıyla kimlik ve yerleşim bilgilerine açık veya dolaylı olarak
yer verilemez. Çocukların konu edildikleri yayımlarda, çocukların üstün yararı
gözetilir, onların sağlıklı ve güvenli geleceği için her türlü hassasiyet göz
önünde bulundurulur. Kamu yararı ile çocuğun yararının çatıştığı hallerde
çocuğun üstün yararı esas alınır.
ğ) Haber
toplama ve yayımlama süreçlerinde hukuka aykırı yöntemlere başvurulamaz ve
haber kaynağının gizliliği korunur.
h) Bir kamu
hizmeti olan gazetecilik, kişisel veya ahlaka aykırı amaç ve çıkarlara alet
edilemez ve kamu yararına aykırı bir şekilde kullanılamaz.
ı) Haber ve
yorumların gerçeği yansıtması esastır. Doğruluğu şüphe uyandırabilen ve
araştırılması gazetecilik imkânları içinde bulunan haberler, araştırılıp
doğruluğu ve görünürdeki gerçekliği teyit edilmeden yayımlanamaz.
i) Haber
başlıklarında, haberin içeriği ve gerçek saptırılamaz, bu surette yanıltıcı
olunamaz.
j) İlan veya
reklam niteliğindeki içeriklerin, okur nezdinde tereddüte yer bırakmayacak
şekilde ilan veya reklam olduğu belirtilir.
k) Hiç
kimse, suçlu olduğu kesin yargı kararıyla sabit olmadıkça suçlu olarak ilan
edilemez; cezai soruşturma aşamasında veya devam eden davaların konusu olan
olaylarla ilgili haber veya yorumlarda masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı
ihlal edilemez; soruşturma ve yargılamanın doğal ve yasal akışını, özellikle
hakimlerin kararım etkileyecek beyan ve yorumlarda bulunulamaz, soruşturmanın
gizliliği ihlal edilemez.
l) Kişilerin şeref ve haysiyetini ihlal
edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan
zarar gören kişinin düzeltme ve cevap yazısı 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı
Basın Kanunu’nun 14’üncü maddesinde belirtilen usul ve esaslara göre
yayımlanmak zorundadır.
m) Bir içerik
hakkında 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların
Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında
Kanuna göre içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine yönelik
kesinleşmiş hakim veya mahkeme kararı bulunması halinde, ilgili içerik yayımdan
kaldırılır.
Kurum Yönetim
Kurulunca, gazete, dergi ve internet haber sitelerine bu Kanunda öngörülen
vasıfları taşımamaları veya ödevleri yerine getirmemeleri ya da basın yayın
ilkelerine aykırı davranmaları halinde ihlalin niteliği, ağırlığı ve süresi
gözetilerek bir günden on güne kadar resmî ilan ve/veya reklam kesme müeyyidesi
uygulanmasına karar verilir. Ayrıca ilgili gazete, dergi ve internet haber
sitesi bu Kanunla temin edilen diğer menfaatlerden de aynı sürelerle
faydalandırılmaz.
Basın yayın
ilkelerine dair incelenen yayınlar hakkında ayrıca yargı mercilerine
başvurulmuş olması, Yönetim Kurulunun incelemesini ve karar vermesini
etkilemez.
Bu maddeye göre
gazete, dergi ve internet haber sitelerine dair verilecek müeyyide kararı;
resmî ilan ve reklam yayımlama hakkı bulunanlar için resmî ilan verilmemesi;
yalnız reklam yayımlama hakkı bulunanlar için listeden çıkarılması suretiyle
kararın kesinleşmesini müteakip Kurum Genel Müdürlüğünce uygulanır. Bekleme
süresindeki 1er için müeyyide kararı verilmesi halinde bu karar resmî ilan ve
reklam yayımlama hakkının kazanılmasından sonra uygulanır.
Müeyyide
kararının ilgili gazete, dergi ve internet haber sitesine tebliğinden itibaren
bir yıl içinde aynı nitelikte ihlalin ilk tekrarı halinde ihlalin niteliği,
ağırlığı ve tekrarı gözetilerek beş günden on beş güne kadar, ikinci tekrarı
halinde on günden yirmi güne kadar, üçüncü ve daha fazla tekrarı halinde on beş
günden yirmi beş güne kadar ilan ve reklam kesme müeyyidesi uygulanmasına karar
verilir.
İhlal süresinin
bir ayı aşması halinde yukarıdaki fıkralara göre tespit edilecek müeyyide gün
sayısı bir kat artırılır. Birden fazla konuda ihlal varsa her biri için
belirlenen günler toplanır. Bir defada toplam uygulanabilecek müeyyide altmış
günü aşamaz.
Basın yayın
ilkelerinin internet haber sitesince ihlal edildiğine dair kesinleşmiş yargı
kararının yapılan başvuruyla birlikte Yönetim Kuruluna sunulması halinde,
şikâyete konu haberin okur sayısı, Yönetim Kurulunca alınacak karar ile Kanunun
35/A maddesinin birinci fıkrasındaki okur sayısı yükümlülüğüne dâhil edilmez.”
Bu yasa
teklifi iki açıdan sorunlu
Birincisi, etik
ilkeleri hukuk maddeleri haline getirmeye çalışıyor. Oysa etik ilkeler daha iyi
gazeteciliği teşvik ederken, hukukun amacı cezalandırıcı maddelerle caydırıcı
olmaktır. Etik ilkeler özdenetim mekanizmalarını özendirirken, yasalar
mahkemeleri göreve çağırır. İkincisi, bu yeni yazılan basın yayın ilkeleri,
yoruma açık ve belirsizlik içeren maddelerle dolu. Örneğin; “Şiddet kullanımını
meşrulaştıran”, “Suç işlemeye yönlendiren”, “Suç tekniklerini öğretici”,
“Uyuşturucuyla mücadeleyi etkisiz kılan”, “Toplumun milli ve manevi değerlerine
aykırı olan”, “Genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olan”, “Cinsel
taciz ve şiddete özendiren”, “Doğruluğu şüphe uyandıran”, “Kişilerin şeref ve
haysiyetini ihlal eden”, “Kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayın yapan” vb.
Geçmişte Basın
İlan Kurumu’nun verdiği ilan kesme cezalarına bakılırsa, bu muğlak ifadelerin
yine aynı şekilde sonuçlara yol açacağını ve eleştirel medyayı cezalandırma
aracına dönüşeceğini öngörmemek mümkün değil.
İslamcı-muhafazakâr
medya da olmasa!
Ben açıkçası bu
yasa girişiminden, muhafazakâr-İslamcı camiadan gelen tepkiler sonucu haberdar
oldum. Örneğin Akit gazetesinin 25 Mayıs 2026 tarihli birinci sayfası “Bu yasa
basına pranga vurur” başlığını taşıyordu. Haberin spotunda ise, “TBMM’ye sevk
edilen kanun teklifiyle “Atatürk ilke ve inkılapları aleyhine yayın” yaptığı
değerlendirilen medya kuruluşlarına ilan ve reklam kesme cezası uygulanmasının
önünün açılmak istenmesi tepki çekti” deniliyordu.
Açıkçası
muhafazakâr-İslamcı medya ve yazarlar tepkilerini bir bütün olarak getirilmek
istenen basın yayın ilkelerine değil, sadece bu maddeye yöneltmişlerdi.
Eleştiriler o kadar artınca iktidar partisi sözcüsü Ömer Çelik bir açıklama
yapmak zorunda kaldı:
“Torba kanunla
ilgili bir taslak yansıdı kamuoyuna. Bu taslakta ifade hürriyetine aykırı,
ifade hürriyeti ile ilgili sorun çıkarabilecek unsurlar olduğu çeşitli
vatandaşlarımız tarafından bize gerek sosyal medya üzerinden gerek başka
kanallarla iletildi. Aydınlarımız bunları bize ilettiler. Aynı şekilde
vatandaşlarımız kanaatlerini paylaştılar. Biz ifade hürriyeti konusunda bu
arada son derece hassasız. Bu, adı üstünde taslak. Taslaklar yapılırken bunlar
zaten önceki kanunlara ya da ilişkili kanunlara atıfla yapılan şeyler oluyor,
düzenlemeler oluyor. Daha sonrasında siyasi irade buna son şeklini veriyor.
Dolayısıyla şunu söylemek isterim. Zaten bir değerlendirme süreci devam
ediyordu…Vatandaşlarımızın, düşünürlerimizin, kanaat önderlerimizin hepsinin
sesini duyduk. Görüşlerinin farkındayız. Dolayısıyla adı üstünde dediğim gibi
taslak kesinleşmiş bir şey değil. Bununla ilgili siyasi değerlendirme süreci
devam ediyor. Kuşkusuz bize iletilen ifade hürriyeti ile ilgili bu konuları
hassasiyetle ele alacağız, değerlendireceğiz. Orada yanlış görülen hususları
tabii ki düzelteceğiz. Dediğim gibi değerlendirme süreci devam ediyor. Ama
hepsinin sesini duyduğumuzu, değerlendirmelerini aldığımızı ifade etmek
isterim.”
Bu konuşmayı X
hesabından paylaşan Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan, “Kaygılarımızı dikkate
alarak yasa tasarısında gerekli düzeltmelerin yapılacağını ifade eden değerli @omerrcelik bey kardeşime teşekkür
ediyorum. Böylelikle Ak Parti’nin kendi altını oyacak ve ülkemizin istiklal ve
istikbal mücadelesini akamete uğratacak girişimlere fırsat verilmeyeceği en
yetkili ağızlardan ifade edilmiş oldu” diye yazdı.
Yeni Asya’nın
26 Mayıs 2026 tarihli birinci sayfasında, “163. Madde geri mi geliyor?”
başlığıyla yayımlanan manşette, “İktidarın torba kanunla yapmak istediği
düzenlemede yer alan “Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılamaz”
hükmü kamuoyunda sert tepkilere sebep oldu” deniliyordu.
Genel yayın yönetmenliğini Yıldıray Oğur’un
yaptığı serbestiyet.com isimli haber sitesinde de, “Torba kanunda internet
siteleri düzenlemesi: ‘Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın’a ilan yasağı
geliyor” başlığıyla son derece eksik bir haber yayımlandı.
Tepki haberleri yayımlayan diğer haber sitelerini de sıralayalım: Furkan
Haber, Risale
Haber, Doğru
Haber, İlke
Haber Ajansı.
Eleştirel
medya sessiz
Yasalaştırılmaya
çalışılan “basın yayın ilkeleri” esasında en fazla eleştirel-bağımsız medyayı
ilgilendiriyor çünkü bu yasa uygulanacaksa öncelikle onlara karşı uygulanacak.
Bunu da geçmişteki uygulamalardan biliyoruz. AYM kararının temelinde
Cumhuriyet, Sözcü, Birgün ve Evrensel gazeteleri yok muydu? O halde bu medya
kuruluşlarının uyanık olmalarında büyük yarar var. Peki tehlikenin farkındalar
mı?
Cumhuriyet
gazetesi, 22 Mayıs’ta Merve Kılıç imzalı bir haberle yasa teklifini duyuran bir
haber yayımladı. Haberde, yasalaştırılmak istenen basın yayın ilkeleri hakkında
pek fazla bilgi olmasa da, yine de bu girişimi “ekonomik sansür sopası” olarak tanımlıyor.
Birgün, 22
Mayıs’ta ANKA’dan aldığı haberi yayımladı. Haberde yeni düzenleme girişimine
kısaca değiniliyor:
“Basın Ahlak Esasları” ibaresi “Basın Yayın İlkeleri” olarak değiştirilecek.
İhlal halinde uygulanacak resmi ilan ve reklam kesme müeyyideleri için 1 günden
10 güne kadar alt ve üst sınırlar getirilerek tekerrür durumundaki kademeli
artış oranları netleştirilecek.”
Bu girişime
ilişkin olarak basın meslek örgütlerinden henüz bir değerlendirme yapıldığını
görmedim. Belki Torba Yasa Meclis’te görüşülmeye başlandığında seslerini
yükselteceklerdir diye düşünüyorum.
Benim bu konudaki görüşüm, bu girişimden tümüyle vazgeçilmesi şeklindedir. Eleştirel gazeteciliği cezalandırmaya yarayacak bir girişime olumlu bakabilmem mümkün değil. Umarım eleştirel medya da en az muhafazakâr-İslamcı medya kadar kendisini ilgilendiren konularda uyanık olur. Üstelik yasa girişiminden vazgeçilmesi, muhafazakâr-İslamcı medya kadar eleştirel-bağımsız medyayı da sevindirmeli.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder