26 Mayıs 2026 Salı

MEDYAYA ETİK SANSÜR GİRİŞİMİ: GAZETECİLİK MESLEK ÖRGÜTLERİ SESSİZ

Süleyman İrvan

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne 22 Mayıs 2026 tarihinde sunulan 113 sayılı Torba Yasa’da gazeteciliği doğrudan ilgilendiren bir düzenleme de var. Torba Yasa’nın 8. Maddesi ile 195 Sayılı Basın İlan Kurumu Kanunu’nun 49. Maddesi yeniden düzenleniyor. Bu düzenlemeyle, Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğüne aykırı bulduğu Basın Ahlak Esasları, bu kez ‘Basın Yayın İlkeleri’ adıyla yasalaştırılmak isteniyor.”

Bu madde kapsamında medya kuruluşları, Basın Ahlak Esasları’na aykırılık iddiasıyla resmi ilan yasaklarına çarptırılıyordu. Geçmişte bu cezalar çok tartışılmıştı çünkü Basın İlan Kurumu genellikle Evrensel, Birgün, Cumhuriyet, Sözcü gibi eleştirel gazeteleri cezalandırıyordu. Hatta ben 2021 yılında CİMER üzerinden bilgi edinme başvurusu yaparak, Basın Ahlak Esasları’nı ihlâlden hangi medya kuruluşlarına ne tür yaptırımlar uygulandığını sorduysam da net bir cevap alamamıştım: “Resmi ilan yayınlama hakkını haiz gazetelerin muhtelif denetleme, tetkik ve kontrolleri sonucu 2020 yılı içerisinde mevzuatla yükletilen şartları ihlal etmeleri nedeniyle 231 günlük, Basın Ahlak Esaslarının ihlal edildiğinin tespitine ilişkin olarak 572 gün olmak üzere toplam 803 günlük resmi ilan ve reklam kesme müeyyidesi kararı alınmıştır.”

2022 yılında bu kez de 2021 yılına ilişkin ayrıntılı bilgi talep etmiştim: “Kurumumuz Yönetim Kurulu tarafından 2021 yılı içerisinde mevzuatla yükletilen şartları ihlâl etmeleri nedeniyle 102 dosya kapsamında 418 gün, Basın Ahlak Esaslarının ihlal edildiğinin tespitine ilişkin olarak 47 dosya kapsamında 221 gün olmak üzere toplam 149 dosya kapsamında 639 günlük resmi ilan ve reklam kesme müeyyide kararı verilirken Basın Ahlak Esasları kapsamında 27 dosyayla alakalı olarak herhangi bir müeyyide uygulanmasına gerek olmadığı kararı alınmıştır.”

Anayasa Mahkemesi ihlâl kararı vermişti

Cumhuriyet, Sözcü, Birgün ve Evrensel gazetelerinin ayrı ayrı yaptıkları başvuruları birleştiren Anayasa Mahkemesi, 10 Ağustos 2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan kararında, Basın Ahlak Esasları’na dayanarak resmi ilan kesme cezası kararlarının basın ve ifade özgürlüklerini ihlal ettiğine hükmetmiş, düzenlemede yer alan ifadelerin muğlak olduğunu belirtmişti. Kararda yer alan şu ifadeler oldukça önemlidir: “129 Sayılı BİK Genel Kurul kararının ilgili bentlerinde suçlu olarak ilan etme, suça tahrik veya teşvik, şiddet ve terörü özendirme ile terör örgütleri ile mücadeleyi etkisiz kılma, küçükleri ve gençleri olumsuz etkileme, ahlaka aykırılık, eleştiri sınırlarını aşan ifadeler, özel hayatın gizliliğini ihlal, haber içeriğini saptırma ve çelişki yaratma kurallarının ne şekilde belirlendiğine, bu kuralların sınırının ne olduğuna dair herhangi bir açıklama bulunmamaktadır.”

AYM kararının yayımlandığı 10 Ağustos’ta bir açıklama yapan Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu, “Olağanüstü gündemle toplanan ve AYM’nin kararını bu çerçevede değerlendiren Yönetim Kurulumuz, TBMM tarafından 195 sayılı Kanunun 49. maddesinde değişiklik yapılana kadar Basın Ahlak Esasları kapsamında yapılan başvuruları toplantı gündemine almamaya karar vermiştir” demişti. 

Etik ilkeler yasa maddesi haline getiriliyor

Torba Yasa’da yeniden düzenlenen 49. Madde şu şekilde:  

"MADDE 49 - Bu Kanun ile belirlenmiş vasıf, ödev, yükümlülük ve basın yayın ilkeleri ile bu Kanun hükümlerine istinaden Genel Kurul tarafından belirlenen sorumluluklara riayet etmeyen resmî ilan ve reklam yayımlama hakkına sahip veya bekleme süresinde olan gazete, dergi ve internet haber siteleri ile prodüktörler, kamu idare ve teşekkülleri ve 42 nci maddede anılan sair müesseselerin veya bunların iştiraklerinin sorumluları hakkında, diğer mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu madde kapsamında muamele yapılır.

Gazete, dergi ve internet haber siteleri basın yayın ilkelerine riayet etmekle yükümlüdür. Bu ilkelere aykırılık, ilgililerin şikâyeti üzerine veya Yönetim Kurulunca resen incelenir. Basın yayın ilkeleri şunlardır:

a) Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı yayım yapılamaz.

b) Şiddet kullanımını meşrulaştıran, şiddeti açıkça teşvik eden veya suç işlemeye yönlendiren içeriklere yer verilemez.

c) Suçu, suçluyu ve suç örgütlerini övücü, suç tekniklerini öğretici, örgütlü suçluluk ile mücadeleyi etkisiz kılacak nitelikte yayım yapılamaz. Suç örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerini yansıtıcı nitelikte yayım yapılamaz.

ç) Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin imali, ticareti ve kullanılmasıyla mücadeleyi etkisiz kılacak yayım yapılamaz.

d) Yayımlarda hiç kimse ırkı, dili, dini, mezhebi, milliyeti, rengi, cinsiyeti, siyasal veya diğer düşünceleri, millî veya sosyal kökeni, doğum yeri, ekonomik ve diğer toplumsal konumları sebebiyle kınanamaz ve aşağılanamaz. Vicdan, düşünce ve anlatım özgürlüklerini hukuka aykırı şekilde sınırlayıcı, sarsıcı veya incitici yayım yapılamaz. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik edecek yahut toplumda nefret duyguları oluşturacak nitelikte yayım yapılamaz.

e) Özel hayatın gizliliğine aykırı yayım yapılamaz. Kişi, kurum veya toplumsal gruplara yönelik yayımlarda, kişinin, kurumun veya grubun onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek sözcükler kullanılamaz; hakaret edilemez, sövülemez, iftira ve haksız isnatlarda bulunulamaz.

f) Toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı yayım yapılamaz.

g) Çocukların ve gençlerin toplum içinde kişiliklerinin gelişmesini ve korunmasını olumsuz etkileyecek veya onlara yönelik cinsel istismar ile cinsel taciz ve şiddete özendirici yayım yapılamaz. Yayımlarda geleceklerinin olumsuz etkilenmemesi amacıyla kimlik ve yerleşim bilgilerine açık veya dolaylı olarak yer verilemez. Çocukların konu edildikleri yayımlarda, çocukların üstün yararı gözetilir, onların sağlıklı ve güvenli geleceği için her türlü hassasiyet göz önünde bulundurulur. Kamu yararı ile çocuğun yararının çatıştığı hallerde çocuğun üstün yararı esas alınır.

ğ) Haber toplama ve yayımlama süreçlerinde hukuka aykırı yöntemlere başvurulamaz ve haber kaynağının gizliliği korunur.

h) Bir kamu hizmeti olan gazetecilik, kişisel veya ahlaka aykırı amaç ve çıkarlara alet edilemez ve kamu yararına aykırı bir şekilde kullanılamaz.

ı) Haber ve yorumların gerçeği yansıtması esastır. Doğruluğu şüphe uyandırabilen ve araştırılması gazetecilik imkânları içinde bulunan haberler, araştırılıp doğruluğu ve görünürdeki gerçekliği teyit edilmeden yayımlanamaz.

i) Haber başlıklarında, haberin içeriği ve gerçek saptırılamaz, bu surette yanıltıcı olunamaz.

j) İlan veya reklam niteliğindeki içeriklerin, okur nezdinde tereddüte yer bırakmayacak şekilde ilan veya reklam olduğu belirtilir.

k) Hiç kimse, suçlu olduğu kesin yargı kararıyla sabit olmadıkça suçlu olarak ilan edilemez; cezai soruşturma aşamasında veya devam eden davaların konusu olan olaylarla ilgili haber veya yorumlarda masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı ihlal edilemez; soruşturma ve yargılamanın doğal ve yasal akışını, özellikle hakimlerin kararım etkileyecek beyan ve yorumlarda bulunulamaz, soruşturmanın gizliliği ihlal edilemez.

l) Kişilerin şeref ve haysiyetini ihlal edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan zarar gören kişinin düzeltme ve cevap yazısı 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 14’üncü maddesinde belirtilen usul ve esaslara göre yayımlanmak zorundadır.

m) Bir içerik hakkında 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanuna göre içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine yönelik kesinleşmiş hakim veya mahkeme kararı bulunması halinde, ilgili içerik yayımdan kaldırılır.

Kurum Yönetim Kurulunca, gazete, dergi ve internet haber sitelerine bu Kanunda öngörülen vasıfları taşımamaları veya ödevleri yerine getirmemeleri ya da basın yayın ilkelerine aykırı davranmaları halinde ihlalin niteliği, ağırlığı ve süresi gözetilerek bir günden on güne kadar resmî ilan ve/veya reklam kesme müeyyidesi uygulanmasına karar verilir. Ayrıca ilgili gazete, dergi ve internet haber sitesi bu Kanunla temin edilen diğer menfaatlerden de aynı sürelerle faydalandırılmaz.

Basın yayın ilkelerine dair incelenen yayınlar hakkında ayrıca yargı mercilerine başvurulmuş olması, Yönetim Kurulunun incelemesini ve karar vermesini etkilemez.

Bu maddeye göre gazete, dergi ve internet haber sitelerine dair verilecek müeyyide kararı; resmî ilan ve reklam yayımlama hakkı bulunanlar için resmî ilan verilmemesi; yalnız reklam yayımlama hakkı bulunanlar için listeden çıkarılması suretiyle kararın kesinleşmesini müteakip Kurum Genel Müdürlüğünce uygulanır. Bekleme süresindeki 1er için müeyyide kararı verilmesi halinde bu karar resmî ilan ve reklam yayımlama hakkının kazanılmasından sonra uygulanır.

Müeyyide kararının ilgili gazete, dergi ve internet haber sitesine tebliğinden itibaren bir yıl içinde aynı nitelikte ihlalin ilk tekrarı halinde ihlalin niteliği, ağırlığı ve tekrarı gözetilerek beş günden on beş güne kadar, ikinci tekrarı halinde on günden yirmi güne kadar, üçüncü ve daha fazla tekrarı halinde on beş günden yirmi beş güne kadar ilan ve reklam kesme müeyyidesi uygulanmasına karar verilir.

İhlal süresinin bir ayı aşması halinde yukarıdaki fıkralara göre tespit edilecek müeyyide gün sayısı bir kat artırılır. Birden fazla konuda ihlal varsa her biri için belirlenen günler toplanır. Bir defada toplam uygulanabilecek müeyyide altmış günü aşamaz.

Basın yayın ilkelerinin internet haber sitesince ihlal edildiğine dair kesinleşmiş yargı kararının yapılan başvuruyla birlikte Yönetim Kuruluna sunulması halinde, şikâyete konu haberin okur sayısı, Yönetim Kurulunca alınacak karar ile Kanunun 35/A maddesinin birinci fıkrasındaki okur sayısı yükümlülüğüne dâhil edilmez.”

Bu yasa teklifi iki açıdan sorunlu

Birincisi, etik ilkeleri hukuk maddeleri haline getirmeye çalışıyor. Oysa etik ilkeler daha iyi gazeteciliği teşvik ederken, hukukun amacı cezalandırıcı maddelerle caydırıcı olmaktır. Etik ilkeler özdenetim mekanizmalarını özendirirken, yasalar mahkemeleri göreve çağırır. İkincisi, bu yeni yazılan basın yayın ilkeleri, yoruma açık ve belirsizlik içeren maddelerle dolu. Örneğin; “Şiddet kullanımını meşrulaştıran”, “Suç işlemeye yönlendiren”, “Suç tekniklerini öğretici”, “Uyuşturucuyla mücadeleyi etkisiz kılan”, “Toplumun milli ve manevi değerlerine aykırı olan”, “Genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olan”, “Cinsel taciz ve şiddete özendiren”, “Doğruluğu şüphe uyandıran”, “Kişilerin şeref ve haysiyetini ihlal eden”, “Kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayın yapan” vb.

Geçmişte Basın İlan Kurumu’nun verdiği ilan kesme cezalarına bakılırsa, bu muğlak ifadelerin yine aynı şekilde sonuçlara yol açacağını ve eleştirel medyayı cezalandırma aracına dönüşeceğini öngörmemek mümkün değil.

İslamcı-muhafazakâr medya da olmasa!  

Ben açıkçası bu yasa girişiminden, muhafazakâr-İslamcı camiadan gelen tepkiler sonucu haberdar oldum. Örneğin Akit gazetesinin 25 Mayıs 2026 tarihli birinci sayfası “Bu yasa basına pranga vurur” başlığını taşıyordu. Haberin spotunda ise, “TBMM’ye sevk edilen kanun teklifiyle “Atatürk ilke ve inkılapları aleyhine yayın” yaptığı değerlendirilen medya kuruluşlarına ilan ve reklam kesme cezası uygulanmasının önünün açılmak istenmesi tepki çekti” deniliyordu.

Açıkçası muhafazakâr-İslamcı medya ve yazarlar tepkilerini bir bütün olarak getirilmek istenen basın yayın ilkelerine değil, sadece bu maddeye yöneltmişlerdi. Eleştiriler o kadar artınca iktidar partisi sözcüsü Ömer Çelik bir açıklama yapmak zorunda kaldı:

“Torba kanunla ilgili bir taslak yansıdı kamuoyuna. Bu taslakta ifade hürriyetine aykırı, ifade hürriyeti ile ilgili sorun çıkarabilecek unsurlar olduğu çeşitli vatandaşlarımız tarafından bize gerek sosyal medya üzerinden gerek başka kanallarla iletildi. Aydınlarımız bunları bize ilettiler. Aynı şekilde vatandaşlarımız kanaatlerini paylaştılar. Biz ifade hürriyeti konusunda bu arada son derece hassasız. Bu, adı üstünde taslak. Taslaklar yapılırken bunlar zaten önceki kanunlara ya da ilişkili kanunlara atıfla yapılan şeyler oluyor, düzenlemeler oluyor. Daha sonrasında siyasi irade buna son şeklini veriyor. Dolayısıyla şunu söylemek isterim. Zaten bir değerlendirme süreci devam ediyordu…Vatandaşlarımızın, düşünürlerimizin, kanaat önderlerimizin hepsinin sesini duyduk. Görüşlerinin farkındayız. Dolayısıyla adı üstünde dediğim gibi taslak kesinleşmiş bir şey değil. Bununla ilgili siyasi değerlendirme süreci devam ediyor. Kuşkusuz bize iletilen ifade hürriyeti ile ilgili bu konuları hassasiyetle ele alacağız, değerlendireceğiz. Orada yanlış görülen hususları tabii ki düzelteceğiz. Dediğim gibi değerlendirme süreci devam ediyor. Ama hepsinin sesini duyduğumuzu, değerlendirmelerini aldığımızı ifade etmek isterim.”

Bu konuşmayı X hesabından paylaşan Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan, “Kaygılarımızı dikkate alarak yasa tasarısında gerekli düzeltmelerin yapılacağını ifade eden değerli @omerrcelik bey kardeşime teşekkür ediyorum. Böylelikle Ak Parti’nin kendi altını oyacak ve ülkemizin istiklal ve istikbal mücadelesini akamete uğratacak girişimlere fırsat verilmeyeceği en yetkili ağızlardan ifade edilmiş oldu” diye yazdı.

Yeni Asya’nın 26 Mayıs 2026 tarihli birinci sayfasında, “163. Madde geri mi geliyor?” başlığıyla yayımlanan manşette, “İktidarın torba kanunla yapmak istediği düzenlemede yer alan “Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılamaz” hükmü kamuoyunda sert tepkilere sebep oldu” deniliyordu.

 Genel yayın yönetmenliğini Yıldıray Oğur’un yaptığı serbestiyet.com isimli haber sitesinde de, “Torba kanunda internet siteleri düzenlemesi: ‘Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın’a ilan yasağı geliyor” başlığıyla son derece eksik bir haber yayımlandı. Tepki haberleri yayımlayan diğer haber sitelerini de sıralayalım: Furkan Haber, Risale Haber, Doğru Haber, İlke Haber Ajansı.

Eleştirel medya sessiz

Yasalaştırılmaya çalışılan “basın yayın ilkeleri” esasında en fazla eleştirel-bağımsız medyayı ilgilendiriyor çünkü bu yasa uygulanacaksa öncelikle onlara karşı uygulanacak. Bunu da geçmişteki uygulamalardan biliyoruz. AYM kararının temelinde Cumhuriyet, Sözcü, Birgün ve Evrensel gazeteleri yok muydu? O halde bu medya kuruluşlarının uyanık olmalarında büyük yarar var. Peki tehlikenin farkındalar mı?

Cumhuriyet gazetesi, 22 Mayıs’ta Merve Kılıç imzalı bir haberle yasa teklifini duyuran bir haber yayımladı. Haberde, yasalaştırılmak istenen basın yayın ilkeleri hakkında pek fazla bilgi olmasa da, yine de bu girişimi “ekonomik sansür sopası” olarak tanımlıyor.  

Birgün, 22 Mayıs’ta ANKA’dan aldığı haberi yayımladı. Haberde yeni düzenleme girişimine kısaca değiniliyor: “Basın Ahlak Esasları” ibaresi “Basın Yayın İlkeleri” olarak değiştirilecek. İhlal halinde uygulanacak resmi ilan ve reklam kesme müeyyideleri için 1 günden 10 güne kadar alt ve üst sınırlar getirilerek tekerrür durumundaki kademeli artış oranları netleştirilecek.”                   

Bu girişime ilişkin olarak basın meslek örgütlerinden henüz bir değerlendirme yapıldığını görmedim. Belki Torba Yasa Meclis’te görüşülmeye başlandığında seslerini yükselteceklerdir diye düşünüyorum.

Benim bu konudaki görüşüm, bu girişimden tümüyle vazgeçilmesi şeklindedir. Eleştirel gazeteciliği cezalandırmaya yarayacak bir girişime olumlu bakabilmem mümkün değil. Umarım eleştirel medya da en az muhafazakâr-İslamcı medya kadar kendisini ilgilendiren konularda uyanık olur. Üstelik yasa girişiminden vazgeçilmesi, muhafazakâr-İslamcı medya kadar eleştirel-bağımsız medyayı da sevindirmeli.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MEDYAYA ETİK SANSÜR GİRİŞİMİ: GAZETECİLİK MESLEK ÖRGÜTLERİ SESSİZ

Süleyman İrvan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne 22 Mayıs 2026 tarihinde sunulan 113 sayılı Torba Yasa’da gazeteciliği doğrudan ilgilendiren...