28 Ocak 2025 Salı

DEEP SEEK, CHATGPT’YE KARŞI

Süleyman İrvan

Dünden (27 Ocak 2025) beri haber sitelerinde Çin tarafından üretilen yapay zeka uygulaması Deep Seek hakkında haberler var. Bu uygulamayı merak edenler Medyascope’un uygulamayı tanıtan haberini okuyabilirler.

Deep Seek, ChatGPT’ye benziyor ve açıkçası ona rakip olarak geliştirilmiş program. ChatGPT’den yararlanan bir akademisyen olarak iki uygulamayı karşılaştırmak istedim.

İki yapay zeka uygulamasına da aynın soruyu sordum: “Türkiye'de medya özgürlüğünün mevcut durumu hakkında bir değerlendirme yapabilir misin?”

ChatGPT: Hızlı, kısa ve yüzeysel

Soruya hızla cevap veren ChatGPT, oldukça kısa ve yüzeysel bir değerlendirme yaptı:

“Türkiye’de medya özgürlüğü, son yıllarda önemli zorluklarla karşı karşıya. Medyanın bağımsızlığı, çoğu zaman siyasi baskılar, ekonomik etkenler ve yasal düzenlemeler nedeniyle tehlikeye giriyor. Hükümetin, medyayı kontrol etme çabaları ve bununla birlikte, medya sahipliğinin yoğunlaşması da bu durumu derinleştiriyor.

Birçok bağımsız gazete ve televizyon kanalı, mali zorluklar, reklam gelirleri üzerindeki baskılar ve sansür nedeniyle faaliyetlerini sürdüremiyor. Gazetecilere yönelik baskılar, tutuklamalar ve davalar da medyanın üzerinde ciddi bir tehdit oluşturuyor. Ayrıca, "terör propagandası yapmak" gibi suçlamalarla gazetecilerin hapse atılması, medyanın özgürlüğünü daha da kısıtlıyor.

Öte yandan, dijital medya platformları Türkiye’de daha fazla ilgi görmekle birlikte, bu platformlar da sosyal medya düzenlemeleri ve internetteki içerik denetimi gibi yeni kısıtlamalarla karşılaşıyor. Hükümetin, özellikle YouTube, Twitter gibi platformları hedef alması ve içerik engellemeleri, internet özgürlüğü için ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Ancak, hala bağımsız ve cesur gazeteciler ve medya organları mevcut; bu aktörler, çoğu zaman zorluklar altında, hükümetin ve diğer güçlerin etkilerine karşı bağımsız haber yapma çabalarını sürdürüyorlar.

Özetle, Türkiye’de medya özgürlüğü, siyasi ve ekonomik baskılar, sansür ve yasal engellerle şekilleniyor ve bu durum, toplumsal bilgi edinme hakkını olumsuz yönde etkiliyor.”

Deep Seek: Daha yavaş, daha uzun ve daha ayrıntılı

Deep Seek uygulamasına aynı soruyu sorduğumda değerlendirmesini daha yavaş yaptığını, daha uzun ve ayrıntılı bir cevap yazdığını gördüm. Deep Seek tarafından soruma verilen cevap aşağıdadır:

“Türkiye'de Medya Özgürlüğü: Genel Bir Bakış

Türkiye, coğrafi konumu, tarihi ve kültürel çeşitliliği nedeniyle medya açısından dinamik bir ülkedir. Ancak son yıllarda medya özgürlüğü açısından bazı zorluklar ve eleştiriler gündeme gelmektedir. Uluslararası sivil toplum kuruluşları ve basın özgürlüğü endeksleri, Türkiye'yi bu alanda genellikle "kısmen özgür" veya "özgür olmayan" kategorilerde değerlendirmektedir.

Medya Özgürlüğünü Etkileyen Faktörler

1.      Yasal Düzenlemeler ve Sansür:
Türkiye'de basın özgürlüğü, Anayasa ve yasalar tarafından korunmaktadır. Ancak, terörle mücadele, kamu düzeni veya milli güvenlik gibi gerekçelerle getirilen bazı yasal düzenlemeler, medya üzerinde sınırlayıcı etkiler yaratabilmektedir. Özellikle "dezenformasyonla mücadele" adı altında yapılan düzenlemeler, bazı çevrelerce sansür endişesiyle eleştirilmektedir.

2.      Medya Sahipliği ve Ekonomik Baskılar:
Türkiye'de medya kuruluşlarının büyük bir kısmı, belirli holdingler veya iş adamları tarafından kontrol edilmektedir. Bu durum, medyanın bağımsızlığını zedeleyebilir ve haber içeriklerinin ticari veya siyasi çıkarlara göre şekillenmesine neden olabilir. Ayrıca, devlet ilanları gibi ekonomik kaynakların dağıtımı da medya kuruluşları üzerinde bir baskı aracı olarak kullanılabilmektedir.

3.      Gazeteciler Üzerindeki Baskılar:
Son yıllarda, bazı gazetecilerin tutuklanması, davalarla karşı karşıya kalması veya mesleki faaliyetlerinin engellenmesi, medya özgürlüğü açısından endişe yaratmaktadır. Özellikle muhalif seslerin susturulduğu yönünde eleştiriler bulunmaktadır. Gazetecilerin, haber yaparken kendilerini güvende hissetmemesi, mesleki özgürlüklerini kısıtlayabilmektedir.

4.      İnternet ve Sosyal Medya Kısıtlamaları:
Türkiye'de internet ve sosyal medya platformları, zaman zaman erişime kapatılmakta veya içerikler kaldırılmaktadır. Bu durum, dijital medya özgürlüğü açısından eleştirilere neden olmaktadır. Özellikle siyasi veya toplumsal olaylar sırasında bu tür kısıtlamaların artması, bilgiye erişim hakkını etkileyebilmektedir.

5.      Kutuplaşma ve Taraflı Yayıncılık:
Türkiye'de medya kuruluşları, sıklıkla siyasi kutuplaşmanın bir parçası olarak görülmektedir. Taraflı yayıncılık, toplumun farklı kesimlerinin kendi görüşlerini yansıtan haber kaynaklarına yönelmesine neden olmakta ve bu durum, objektif haberciliği zorlaştırmaktadır.

Uluslararası Değerlendirmeler

Türkiye, uluslararası basın özgürlüğü endekslerinde genellikle alt sıralarda yer almaktadır. Örneğin, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından yayımlanan 2023 Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Türkiye, 180 ülke arasında 165. sırada yer almıştır. Benzer şekilde, Freedom House gibi kuruluşlar da Türkiye'yi "özgür olmayan" ülkeler kategorisinde değerlendirmektedir.

Umut Veren Gelişmeler

Tüm bu zorluklara rağmen, Türkiye'de bağımsız medya kuruluşları ve gazeteciler, özgür habercilik için mücadele etmeye devam etmektedir. Özellikle dijital medya ve bağımsız haber platformları, alternatif bir ses olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca, bazı sivil toplum kuruluşları ve gazetecilik örgütleri, basın özgürlüğünü savunmak için çalışmalarını sürdürmektedir.

Sonuç: Medya Özgürlüğü ve Demokrasi İçin Önemi

Medya özgürlüğü, demokratik bir toplumun temel taşlarından biridir. Türkiye'de bu alanda yaşanan zorluklar, sadece gazetecileri değil, toplumun tamamını etkilemektedir. Haber alma hakkı, ifade özgürlüğü ve şeffaflık, sağlıklı bir demokrasi için vazgeçilmezdir.

Türkiye'nin medya özgürlüğü konusunda ilerleme kaydedebilmesi için, yasal reformlar, bağımsız medya kuruluşlarının desteklenmesi ve gazetecilerin güvenliğinin sağlanması büyük önem taşımaktadır. Unutmayalım ki, özgür bir medya, özgür bir toplumun yansımasıdır.”

Benim değerlendirmem

Tek bir soruya verilen cevaplar üzerinden karşılaştırma yapmak sorunlu görünse de, Deep Seek’in Derin Arama olarak Türkçeleştirebileceğimiz adından da anlaşılacağı üzere daha iyi cevap verdiğini söyleyebilirim. Açıkçası, ChatGPT’nin tahtını sarsacak ve hatta ikinci plana atacak bir uygulama olarak görüyorum. Tek sorun, Deep Seek uygulamasının Çin politikalarından ne kadar etkileneceğinin ve ne kadar özgürlükçü bir bakış açısı sunacağının henüz tam olarak bilinmemesidir. Bu konudaki politikasını test etmek amacıyla, “Çin'in Uygur politikası hakkında bir değerlendirme yapar mısın?” diye sorduğumda beklemediğim ölçüde objektif bir cevap aldığımı belirtmeliyim. Sadece son paragrafı örnek olsun diye ekliyorum:

24 Ocak 2025 Cuma

GAZETECİLİK VE YAPAY ZEKÂ

 Prof. Dr. Süleyman İrvan

Son zamanlarda yapay zekâ teknolojilerinde baş döndürücü gelişmeler oluyor. Yapay zekânın hemen hemen her meslek dalında az ya da çok kullanılmaya başladığını görüyoruz. Geçtiğimiz yıl, yazılı komutlardan 20 saniye uzunluğunda yüksek kaliteli videolar üreten Sora isimli yapay zekâ uygulaması tanıtılmıştı. Her geçen gün bizi şaşırtan yeni bir yapay zekâ uygulaması hayatımıza giriyor.

Bundan birkaç yıl önce robot gazetecilik üzerine yazdığım bir yazıda Batıda medya kuruluşlarının robot gazetecilerden haber üretimi konusunda yararlanmaya başladıklarını, Türkiye’de medya kuruluşlarının gelişmeleri çok uzaktan ve geriden takip ettiklerini ifade etmiştim.

Ancak bugün durum oldukça değişmiş durumda. Özellikle haber sitelerinde yapay zekâ uygulamalarını kullanan gazeteci sayısı her geçen gün artıyor.

Gazetecilikte yapay zekâyı nasıl değerlendirmeliyiz? Elbette bir SWOT analizi yapabiliriz. Yani güçlü yanları neler, zayıf yanları neler, fırsatlar neler, tehditler neler?

Güçlü yanlarını şöyle sıralayabiliriz:

-Yapay zekâ uygulamaların büyük çoğunluğunun kullanımı çok kolay. Basit komutlarla içerik üretebiliyorlar. 

-Haber metinlerini çok daha hızlı yazabiliyorlar: Yapay zekâ gazetecilik pratiği sayesinde haber üretimi çok daha hızlı bir biçimde gerçekleşebilmektedir. Yapay zekânın, haber metniyle ilgili verileri çekip uzun bir haber metnine dönüştürmesi ve gazetenin haber sitesinde sunması birkaç saniye içinde gerçekleşebiliyor. Hız konusunda insan gazetecilerin yapay zekâ ile rekabet edebilmesi mümkün değil.

-Daha fazla haber yazabiliyorlar: Yapay zekâ sayesinde, bir gazetecinin yazabileceğinden çok daha fazla sayıda haberin üretilmesi mümkün hale geldi.

-Daha ekonomik bir haber üretimi söz konusu: Yapay zekânın aylık olarak binlerce haber yazabiliyor olması, aynı işi yapacak gazetecilere ödenmesi gerekenden çok daha düşük bir maliyet gerektirdiği için yapay zekâ gazetecilik pratiği haber kuruluşları açısından son derece ekonomik.

-Kişiselleştirilmiş haberler hazırlayabiliyor: Yapay zekâ, okuyucuların haber tüketim davranışlarından yola çıkarak onların okumayı tercih ettikleri haber türlerini, ‘kişiselleştirilmiş içerik’ şeklinde sunabiliyor.

Peki zayıf yanları nedir?

-Beslendiği bilgi kaynaklarıyla sınırlı bir habercilik yapabiliyor.  

-Haberlerde dengesizlik sorunu yaratıyor.

-Etik ilkelere göre karar verebilme yetenekleri zayıf. Etik ihlâllere yol açabiliyor.

-Bilgi uydurabiliyor. Eğer editöryal bir denetimden geçmezse sorunlu haberler paylaşabilir.

Fırsatlar neler?

-Araştırmacı gazeteciler için iyi bir yardımcı olabilir. Örneğin Boston Globe gazetesi Google tarafından gazeteciler için geliştirilen Pinpoint (Nokta Atışı diyelim) isimli bir programdan yararlanarak ABD’de trafik kazalarıyla ilgili binlerce belgeyi analiz etmiş ve yaptığı haberlerle 2021 yılında Pulitzer ödülü kazanmıştı.

-Haber teyidi: Yapay zekâ programlarıyla haber teyidi yapılabiliyor, özellikle görsellerin özgün olup olmadığını tespit etmek mümkün.

-Haberleri farklı dillerde paylaşma imkânı sağlıyor.  

-Basın toplantılarında, röportajlarda konuşmaları hızlı deşifre imkânı sağlıyor.

Tehditler neler?

-Gazeteciler için işsizlik tehdidi: Haberlerin yapay zekâ tarafından yazılabiliyor olması, muhabirlerin işsizlik tehdidiyle karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır. Türkiye’de medya kuruluşlarında zaten çok az muhabir istihdam edildiğini de göz önünde bulundurmak lazım.

-Hatalı haber sunumu: Yapay zekâ tarafından verilere dayanarak haber metinleri oluşturma sürecinde birtakım veriler, teknik hatalardan dolayı eksik veya hatalı bir şekilde sunulabilir. Dolayısıyla okuyucunun eksik ve yanlış bilgilendirilmesi gibi bir durum ortaya çıkabilir.

Belirsiz hukuki yükümlülükler: Örneğin haberde kişilik hakları ihlal edilmişse sorumlu kim olacak? Yapay zekânın özellikle haber ajanslarından aldığı haberleri yeniden yazması durumunda telif sorunu nasıl çözülecek veya yapay zekâ tarafından üretilmiş bir görselin telif hakkı olacak mı, olacaksa kimde olacak gibi sorular.

ETİK İLKELER GELİŞTİRİLMELİ

Yapay zekânın gazetecilikte kullanımının bir de etik boyutu var. Bu konuda, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF) öncülüğünde hazırlanan etik ilkeler bildirgesinden söz etmek gerekiyor.  RSF 2023 yılında 16 meslek örgütünü davet ederek bir çalışma gerçekleştirdi ve yapay zekânın gazetecilikte kullanımına ilişkin 10 maddeden oluşan bir bildirge açıkladı. Ben açıkçası bu bildirgede yer verilen 5 maddenin çok önemli olduğuna ve üzerinde düşünülmesi gerektiğine inanıyorum.

1. Gazetecilik etiği, medya kuruluşlarının ve gazetecilerin teknolojiyi kullanma biçimine rehberlik etmelidir.

Medya kuruluşlarının haber yapma kapasitelerini artıracak yapay zekâ teknolojilerini kullanmaları kaçınılmazdır ancak bu teknolojileri kullanırken temel etik değerlerden ödün vermemeleri beklenir. Özellikle “doğruluk, kesinlik, hakkaniyet, tarafsızlık, bağımsızlık, zarar vermeme, ayrımcılık yapmama, hesap verebilirlik, mahremiyete saygı, gizli haber kaynaklarını açıklamama” gibi gazetecilik etiğinin temel değerlerinin korunması gerekir.

2. Medya kuruluşlarının önceliği yapay zekâ değil, insan olmalıdır.

Bu ilkeyle gazetecilik pratiklerinde karar verici mekanizmaların insan merkezli olması gerektiği hatırlatılmaktadır. Haber kararlarını verecek olanlar yapay zekâ teknolojileri değil insan gazeteciler olmalıdır. Oysa bazı yeni nesil haber siteleri, “insan eli değmeden hazırlanmış haberler”le dolu. Teknoloji fetişizmini bu konuda da görüyoruz. Örneğin 2023 yılında yayına başlayan Dipnot TV için Cüneyt Özdemir şöyle bir tvit paylaşmıştı: “Bu haber sitesinin tamamı Yapay Zekâ tarafından yapılıyor. Türkiye'de bir ilk. Dünya'da emin değilim...”        

Geçen yıl Ocak ayında RATEM yani Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği bir duyuru paylaşmıştı. Bu duyuru sayfalarında hala duruyor. Şöyle diyordu:

“RATEM Bilişim A.Ş’den yapay zekâ devrimi: "sezai.org.tr”  RATEM Bilişim A.Ş tarafından geliştirilen yeni nesil yapay zekâ uygulaması “sezai.org.tr”, internet haber sitenizi hazırlarken, aynı zamanda sosyal medyanıza haber kaynağı da sağlıyor. Ajans mantığı ile yönetilen sistem, haberi kaynağından alıp kategorilere göre yerleştiriyor. Özgün haberler üreterek farklılık yaratan “sezai.org.tr”, sosyal medya paylaşımları, blog yazıları ve diğer yazılı içerikleri de hazırlayabiliyor.  Daha fazla bilgi için sizleri sezai.org.tr adresine bekliyoruz.”

3. Medya kuruluşları, yayımladıkları her içerikten sorumludur.

Bu ilke, medya kuruluşlarına yapay zekâ teknolojileri tarafından üretilen içerikten de sorumlu olduklarını hatırlatmaktadır.

4. Medya kuruluşları, yapay zekâ sistemlerini kullanırken saydam olmalıdır.

Bu ilke, bir haber ya da içerik yapay zekâ tarafından üretilmişse bunun açık olarak belirtilmesi anlamına gelmekte. ANCAK bugüne kadar yayımladıkları haberlere muhabirin ya da editörün adını yazmaktan imtina eden Türk medya kuruluşları için bu ilke uygulanabilir mi, tartışılır.  

5. Gazetecilik, özgün ve yapay içerik arasında net bir çizgi çizer.

Bu ilkeye göre, medya kuruluşları, yapay zekâ kullanılarak üretilmiş yapay içeriklerle gerçek gazetecilerin ürettiği özgün / sahici içerik arasında sağlam bir çizgi çizilmesi gerekir. Yani gerçek olayları yapay görüntülerle aktarmak etik açıdan sorunlu bir pratik olacaktır. 

Sonuç olarak, belli ki yapay zekâ teknolojileri gazetecilikte her gün giderek daha fazla kullanılacak. Dolayısıyla yapılması gereken, yapay zekânın etik açıdan doğru kullanım biçimlerini belirlemek ve gazetecilerle medya kuruluşlarına rehberlik edecek ilkeleri oluşturmak gerekiyor. Bu konuyu gazetecilik meslek örgütlerinin ana gündem maddesi yapması için vakit çoktan geldi.    

DEZENFORMASYONLA MÜCADELE YASASINDAN ETKİLENEN GAZETECİ SAYISI GİDEREK ARTIYOR

Süleyman İrvan 13 Ekim 2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan “ Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ” is...