Süleyman İrvan
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne 22 Mayıs 2026 tarihinde
sunulan 113 sayılı Torba Yasa’da, 195 Sayılı Basın İlan Kurumu Kanunu’nun 49. maddesi
yeniden düzenleniyordu. Bu yeni düzenlemeyle, Anayasa Mahkemesi’nin ifade
özgürlüğüne aykırı bulduğu Basın Ahlak Esasları, ‘Basın Yayın İlkeleri’ adıyla
yasalaştırılmak istenmişti.
Daha önce bu girişimle ilgili olarak kendi blogumda yayımladığım
yazıda
da vurguladığım gibi, Akit başta olmak üzere İslamcı-muhafazakâr medya, basın
yayın ilkeleri içinde sayılan “Atatürk ilke ve inkılâpları aleyhine yayın
yapmak” maddesi nedeniyle girişime itiraz etmişti. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik
de yaptığı bir açıklamada
bu itirazları dikkate alacaklarını ifade etmişti. Açıkçası dediği gibi de oldu
ve "basın yayın ilkeleri" tümüyle yasa teklifinden çıkarıldı.
Ben o yazıda açıkça vurguladığım gibi, bu girişimden
tümüyle vazgeçilmesi gerektiğini savunmuştum. “Eleştirel gazeteciliği
cezalandırmaya yarayacak bir girişime olumlu bakabilmem mümkün değil” diye de vurgulamıştım.
BİK yönetimine sınırsız bir yorum alanı
bırakılmış
24 Haziran 2026 tarihinde TBMM’de oylanarak kabul edilen 7587
sayılı Torba Kanun ile 195 Sayılı Basın İlan Kurumu Kanunu’nun iki
maddesinde değişiklik yapılıyor.
İlk olarak, 35’inci maddeden sonra gelmek üzere “İnternet haber sitelerinin vasıf ve
ödevleri” başlığıyla 35/A maddesi ekleniyor. Bu maddede;
“Resmî ilan ve reklam verilen veya bekleme süresi
içindeki internet haber sitelerinin vasıfları: a) Haber sayısı, b) İçerik, c) Kadro, ç) Okur sayısı, d) En az yayın hayatı süresi bakımlarından ve uygun görülecek diğer yönlerden Basın
İlan Kurumu Genel Kurulunca tespit olunur. Bu Kanunun 35’inci maddesi hükmü
internet haber sitelerinin ödevleri bakımından da uygulanır” deniliyor.
Resmi ilan alacak
haber sitelerinde aranan vasıflar zaten 2023 yılında Basın İlan Kurumu
tarafından yayımlanmış olan Resmi
İlan ve Reklam Yönetmeliği’nde yer alıyordu.
Bu yeni düzenlemede kritik olan ifade, kriterlerin en
sonunda yer alan “uygun görülecek diğer yönlerden” ifadesi. Bu ifade,
Basın İlan Kurumu yönetimine sınırsız bir yorum alanı bırakıyor ve keyfiliğe
kapı aralıyor. Bu ifade olmasa, kriterlerin objektif kriterler olduğunu söyleyebilirdik.
Torba Yasa’da ikinci olarak, 195 sayılı Kanun’un 49. Maddesi
yeniden yazılmış. Bu madde ile BİK Yönetim Kurulu’na yaptırım uygulama yetkisi
veriliyor: “Kurum Yönetim Kurulunca gazete, dergi ve internet haber sitelerine,
bu Kanunda öngörülen vasıfları taşımamaları veya ödevleri yerine getirmemeleri
halinde ihlalin niteliği, ağırlığı ve süresi gözetilerek bir günden on güne
kadar resmî ilan ve/veya reklam kesme müeyyidesi uygulanmasına karar verilir.
Ayrıca ilgili gazete, dergi ve internet haber sitesi bu Kanunla temin edilen
diğer menfaatlerden de aynı sürelerle faydalandırılmaz.”
Bu maddede yer alan “ihlâlin niteliği, ağırlığı ve
süresi” ifadesi de belirsizlik taşıyor. Yasa maddesinde bu kavramların
nasıl değerlendirileceğine ilişkin nesnel kriterler bulunmuyor. Bu durumun,
benzer ihlallerde farklı uygulamaların ortaya çıkmasına ve hukuki
öngörülebilirlik ilkesinin zedelenmesine yol açabileceğini düşünüyorum. Yakın
geçmişte Basın İlan Kurumu tarafından verilen ihlâl kararları incelenirse,
ne dediğim daha iyi anlaşılacaktır.
Etik ilkeler özdenetim kurumları eliyle
denetlenmeli
Gazetecilik etiği hakkında dersler veren ve etik ilkeler
üzerine çalışan bir akademisyen olarak, bu ilkelerin hayata geçirilmesini son
derece önemsiyorum. Etik ilkelere aykırı yayınları eleştiriyor, doğru
gazetecilik uygulamalarını savunmaya ve anlatmaya çalışıyorum. Ancak etik
ilkelerin niteliği ile hukuki yaptırımların niteliği birbirinden farklıdır.
Etik ilkeler, özünde neyin daha doğru ve daha iyi
olduğuna ilişkin yol gösterici ilkelerdir. Bu nedenle yaptırımları da esas
olarak vicdani ve meslekidir; uyarma, kınama, eleştirme ve kamuoyu önünde hesap
vermeye çağırma gibi mekanizmalar üzerinden işler. Etik ilkelerin meslek
örgütleri ve özdenetim kurumları aracılığıyla uygulanması, gazetecilik
mesleğinin evrensel kabul görmüş yaklaşımıdır.
Nitekim bugüne kadar gazetecilik etik ilkelerinin
uygulanmasını gözetmek amacıyla farklı özdenetim modelleri geliştirilmiştir.
Medya ombudsmanlığı, basın konseyleri ve medya etik kurulları gibi mekanizmalar
hem gazetecilerin hesap verebilirliğini güçlendirmekte hem de basın özgürlüğünü
koruyarak etik standartların gelişmesine katkı sağlamaktadır. Bu nedenle
yapılması gereken, etik ilkelerin uygulanmasını cezai yaptırımlarla sağlamaya
çalışmak değil, bağımsız, tarafsız ve etkili özdenetim kurumlarını
güçlendirecek düzenlemeleri hayata geçirmektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder